Saturday, January 25, 2014

BEYLER İÇİN KOMBİNASYON FİKİRLERİ

Fırsat buldukça günlük kombinasyonlarımı sosyal ağlarda bulunan(instagram,twitter,facebook,pinterest)hesaplarımdan paylaşıyorum. 
Düşündümde kişisel stil fotoğraf paylaşımlarımı  blog'da   pek sık yayınlamayıp, tembellik yaptığımı geçte olsa fark ettim:-)) 
Herkes cumartesi gecesi club hazırlığı içerisindeyken, ben cep telefonum üzerinden  mini bir post hazırlamaya karar verdim.
2014 yılının Ocak ayı ümit Temurçin stil paylaşımlarından iki örneği aşağıda bulabilirsiniz.
Kombinasyonlar içerisinden beğendiğiniz parçaların markasını öğrenmek isterseniz bana yazın,seve seve yardımcı olurum.


Hollanda konsolosluğunda verilen şık bir davete çok aykırı bir stil ile gidemezsiniz ama fark yaratmak için küçük bir dokunuş yeter diye düşündüm ve zincirli tasarım bir papyon kullanarak amacıma ulaştım.


Kış ayında havalar bu kadar güzel olunca çok kalın mont veya kaban giymeye gerek kalmıyor. Hal böyle olunca en yakın arkadaşım trençkot'um deyip attım kendimi sokaklara. Kombinasyonun en etkin parçası kırık beyaz(ekru) olunca,kış'a inat bahar esintisi mesajı vermiş olduk.




Bir sonraki post'da paylaşacağım günlük stil önerilerim, Ortaköy ve Asmalı mescit'te yaptığımız çekimlerden şeçme kareler olacak. 

Not: Bu çekimler özel davetlerde, sabah iş'e giderken veya öğle aralarında fırsat buldukça zor şartlar altında  iphone ile yapılmıştır :-))


Sunday, January 5, 2014

OCAK AYINDA BAHARI YAŞAYAN ALAÇATI

Aranızdan kış ayında nerden çıktı bu Alaçatı yazısı diye düşünenler vardır elbette.
Biraz İstanbul'dan kaçıp üniversite yıllarımı geçirdiğim, Türkiye'nin incisi İzmir'de küçük bir haftasonu kaçamağı yapmak istedim.
Çok değer verdiğim dostlarım Yeşim ve Melih Tınaz, il sınırları içinde olduğumu duyunca hemen Alaçatı'ya geliyorsun dediler.
Tabi ki böylesi güzel bir emri vaki'ye kim hayır diyebilir ki :-)) 
Tınaz ailesinin Alaçatı çamlık yolda bulunan taş evlerine vardığımda, beni şömine başında şarap ile  sımsıcak bir şekilde karşıladılar.



Böylesi güzel bir akşamın ardından güneş öylesi güzel parlıyordu ki Alaçatı üzerine , sabah erken saatte spor yapmak için kıyafetleri kuşandım ve ılıca sahilde koşmaya başladım.


Tchibo'dan edindiğim koşu ayakkabım,tayt ve rüzgarlık Çeşme'nin meşhur poyrazında sorunsuz bir idman yapmamı sağladı.






Pazar günüme ise Çeşme IC Port Marina'da kahvaltı yaparak başladım. Uzun saatler süren  güneş banyosunun ardından  port'ta yaz-kış açık olan mağazaları gezdim ve  alışveriş yaptım.


Akşam üstü ise Alaçatı'nın  kış ayında boş olan sessiz sokaklarında, yaz aylarındaki  kalabalıktan dolayı  gözümden kaçan detayları fotoğraflamak için yürüyüş yaptım.
 

Cumbalı eski yeni bir çok evin farklı dokunuşlarla hayat bulduğunu sizde fotoğraflardan görebilirsiniz.



Havalar bahane Alaçatı şahane diyorum. Her gelişimde farklı şeyler keşfettiğim   Çeşme-Alaçatı'ya yazın tekrar gelmek için sabırsızlanıyorum.
Umarım bu kış ayında içinizi birazda olsa ısıtacak manzaralar paylaşmışımdır.
Sevgiyle kalın...








Sunday, December 29, 2013

LINDT ÇİKOLATA İLE TATLILARINIZA TAD KATIN

Geçen pazartesi akşamı,İsviçreli Lindt çikolata markasının davetlisi olarak Kanyon Makrocenter'ın mutfak atölyesinde çok keyifli bir workshop'a katıldım.

Soley Arı'nın nefis tarifleri ve Lindt'in mutluluk veren lezzetleri ile harika çikolatalar yaptık.


Bir çok blog yazarı arkadaşım ile birlikte çok farklı çikolatalı tatlılar yaptık.
Ortaya çıkan çikolatalı tatlıların lezzetleri ilk deneme için hiç fena değildi ,en azından benimkiler:-))) 
Şaka bir yana Soley hanım tüm katılımcılar ile tek tek ilgilendi ve çikolata yapımı ile ilgili çok önemli detayları bizlerle paylaştı.



Tarifler hoş,malzeme bol olunca tüm katılımcı arkadaşlar ister istemez küçük bir rekabet için girdi .En lezzetli ve en iyi sunumu yapabilmek adına epey ter döktük. Aslında ortada bir yarışma falan yoktu sadece estetik kaygısı yüksek olan bir grup olduğu için böylesi bir ortam oldu diyebilirim.



Yukardaki fotoğrafta bulanan sevgili arkadaşım ünlü moda blog yazarı Duygu Şenyürek'te o gün workshop'ta bizimleydi.


Çok ama çok eğlendik, çikolata yapmanın aslında ne kadar fazla püf noktaları olduğunu ve gerçek bir uzmanlık alanı olduğu İsviçrenin dünya'ya kazandırdığı çikolata devi Lindt ile detaylı bir şekilde öğrendik.

Tüm Lindt Türkiye yetkililerine bu özel workshop için tekrar teşekkür ediyorum.




Saturday, November 9, 2013

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve ŞIKLIK SIRLARI

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü kaybedişimizin 75.yılında benim de her Türk vatandaşı gibi  içim buruk ve kalbimde O var.
Çocukluğumda onun resimlerine bakar ne kadar asil ve güçlü biri olduğunu geçirirdim hep aklımdan,okul sıralarında karşımda olması bana güç verirdi.
Büyüdükçe daha iyi tanıdım daha bir hayran oldum, ne kadar yer etmişti hayatımda anlatamam.
O aydın kişiliği ve üstün askeri başarılarıyla tüm dünya liderlerinin örnek aldığı bir liderdi.
 O'nun kusursuz bu kişiliği hiç şüphesiz ki kıyafet tarzına da etki etmiştir. İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şıklık sırları.


Günlük kıyafetlerinin bir kısmı Paris’ten, Deporant mağazasından alınıyordu. Söylenenlere göre, Fransa’daki terzisinde Atatürk’ün bedeninde bir model bulunuyor, istenilen kıyafet bu modele göre dikiliyordu.
 Gömlekte genellikle açık renk, beyaz, krem ya da bej tercih ediyordu. Savarona yatı alındıktan sonra kısa kollu, ipek ya da keten gömlek giyiyordu. Değişik yaka çeşitleri kullanıyor, kimi zaman yaka takıyordu.
Gömleklerinde önce Arap harfleriyle daha sonra Latin harfleriyle isminin baş harfi yazan arma kullanılıyordu. Arma gömleğinin koluna ya da göğüs kısmına işleniyordu.
Yazlık giysilerinin altında çorap kullanmıyor, sandaletlerini çıplak ayaklarına geçiriyordu.


Çamaşırında daha çok ipek kullanıyor, üzerine de mavi-lacivert çizgili, kirli beyaz renkte, şal yakalı bir robdöşambr alıyordu.
Hemen hemen hepsi siyah olan takım elbiseleri üç parçadan oluşuyordu, ceket, pantolon ve yelek.
Yeleğinde köstekli saati, ceketinin küçük cebinde ise mendili hiç eksik olmuyordu.
Daima ütüsünün düzgün olmasına, kıyafetin yürürken sarkma yapmamasına, kıvrılmamasına dikkat ediyordu.
 Seyahatlerinde daha çok tüvit takımını, güderi ceketini, ‘riding coat’ tarzındaki jokey pantolonlarını giyiyordu.


 Aksesuar olarak bastonun yanı sıra kol düğmeleri, çok sık olmasa da yaka iğnesi eksik olmuyordu.
Askerliğinin ilk döneminde fes, savaş yıllarında kalpak kullandıktan sonra Batılı tarzda şapkalar taktı. Panama, silindir, melon, kasket... Şapkalarına da, bütün giysilerine olduğu gibi isminin baş harflerinden oluşan bir marka işleniyordu: G.M.K.
Kimi zamanlar kaşkol da takıyordu. Kimisi ‘Sulka and Company’ marka, krem rengi, kar tanesi desenli ipek kumaştan yapılmış kaşkollar gardırobunu süslüyordu.
Frak ve smokinlerinde daha çok yün krep ve kumaş kullanılıyordu. Yeleklerde ise satene ağırlık veriliyordu.
Smokin ve frakta beyaz papyon takmayı yeğliyordu.



 Pelerin, ilk kez onun omuzlarında görüldü. Hem savaşta hem cumhurbaşkanlığı döneminde, bazen siyah, bazen mavi pelerin atıyordu omuzlarına. Zor giyinebilen ve taşınabilen pelerini değme aktörlere taş çıkartacak kadar etkileyici kullanıyordu.
Kruvaze ceketten pek hoşlanmıyor ve bu modelden uzak duruyordu. Boyunu daha uzun göstermesi için ceketlerinin omuz ıskalasını arkaya doğru diktiriyordu.
42 numara, daha çok bağcıklı rugan ayakkabı giyiyordu. Ya İngiltere’den getirilen ya da Sirkeci’deki Altın Çizme’ye ve Nuri’ye sipariş verilen ayakkabılarında duruma göre tozluk da kullanıyordu.
Rugan ayakkabılarının astarını kırmızı kadifeyle kaplatıyordu.
Çizgili çorapları yeğliyordu. İçi kuzu, bilekliği kurt kürkünden eldivenlerini çok seviyordu.
Kaynak: Nebil Özgentürk'ün ‘Gazi’nin Son Tanıkları Anlatıyor; O Daima Şıktı’ kitabında yeralan Berat Günçıkan'ın ele aldığı özet.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk,politikacı kimliğinin yanı sıra  uluslararası platformlarda dahi şıklığı ve asil tavırları konuşulan bir lider olarak listenin en üst sıralarında yer almaktadır.
Her Türk genci gibi bende Atamızın bize açtığı uygar medeniyet yolunda ilerleyeceğime ve onun bize miras bıraktığı değerlere sahip çıkacağıma sizlerin huzurda söz veriyorum. 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE